Sağlıklı Zayıflama

Posted by on Mayıs 29, 2013 in Makaleler | 0 comments

Sağlıklı Zayıflama-KalpSağlıklı kilo vermek dengeli beslenme ve doğru diyet programının uygulanmasına bağlıdır. Obezite veya aşırı kilo sorunu, insan vücudunun sağlığını tehlikeye sokacak miktarda fazla yağ birikimi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bir kişiye obez diyebilmemiz için vücudundaki yağ miktarını ve dağılımını tespit etmemiz gerekir.

Sağlıklı kilo vermek ve zayıflamanın en doğru şekli vücudumuzdaki yağ depolarının doğru diyet ile azaltılmasıdır. Bu da kişiye özel kalori kısıtlamaları ve egzersiz programları ile mümkün olmaktadır. Burada amaç kısa sürede fazla kilo vermek zayıflamak değil uzun vadede yavaş ama sağlıklı bir şekilde zayıflayarak ulaşılan kiloyu muhafaza etmemizdir. Bunun için gerekli olan şey yerleşmiş alışkanlıkları değiştirerek yeni bir yaşam tarzına uyum sağlamaktır. Bugünkü modern tıp artık kesin olarak kabul etmektedir ki, doğru ve sağlıklı zayıflama ancak alınan kalorilerin kısıtlanması, bir yandan da egzersiz ve yürüyüş gibi hareketleri artırmakla mümkündür.

Gıdaların kimyasal özellikleri de vardır, siz sadece kaloriye baktığınız zaman o kimyasal özellikleri tümden yok sayıyorsunuz. Oysaki insan vücuduna en zarar veren besin grubu şekerli gıdalardır.

Damarları tıkayan da sanılanın aksine kolesterol değil, şekerdir. Yani şeker sadece kalorisi ve şişmanlatıcı etkisiyle zarar vermiyor, doğrudan kimyasal yapısıyla da tehlikeli. “Şeker yiyeyim oradan aldığım kaloriyi başka yerden kısarım” demek çok yanlış bir yaklaşımdır.

Peki, hangisi daha zararlı? Tuz mu, şeker mi? Diyecek olursanız uzmanlar kesinlikle şekerin vücuda daha fazla zararı olduğu konusunda hem fikir. Tuz için de “Günde en fazla 6 gram alın” deniyor.

Tuz konusunda son zamanlarda yeni çalışmalar var, bugüne kadar yapılan kısıtlamaların çok da doğru olmadığını gösteriyor.  Mesela siz tuzu terle vücuttan atabiliyorsunuz ama şekeri atamıyorsunuz. Şeker direkt olarak size kalça, basen ve karın yağı olarak geri dönüyor. Oralarda depolanan yağın ise getirdiği kalp hastalığı, damar sertliği gibi bir sürü olumsuzluk var.

Vücudun şeker talebi yoktur ama biz sürekli şekerle beslendiğimiz zaman, vücudumuz zararlı olduğunu bildiği için şekeri metabolize edecek olan insülini hazır bekletir. Dolayısıyla sürekli fazla şeker ya da nişastayla beslenen kişinin açlık kan insülin düzeyi yükselir. Açlık kan insülin düzeyi yükseldiği zaman kan şekeri düşer. Kan şekeri düşünce mide özsuyunu salgılatarak, size sürekli açlık hissettirerek geri döner.

Yani uzun yaşamanın temelinde şeker yememek yatıyor, açlık insülin düzeyini düşük tuttuğunuz oranda sağlıklı ve uzun yaşarsınız.

1700 yılından kalma İngiltere’ye ait istatistiklere bakıldığında kişi başına yıllık şeker tüketimi ne kadar biliyor musunuz? 5 gram! Yani yaklaşık 1 kesme şekeri kadar. Demek ki, şeker bir ihtiyaç değil. Tam tersi, sonradan tamamen alışkanlık olarak soframıza girmiş.

Bugün Orta Avrupa’da yıllık kişi başına şeker tüketimi bir kişinin kendi beden ağırlığından fazla; tam 70 kilo! Ve 1815’ten günümüze kadar şeker tüketim artış eğrisiyle, kanser, kalp hastalığı, inme, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıklarda artış eğrisi bire bir örtüşüyor.

Hep denir ki şeker, yani glikoz beyin hücrelerini çalıştırır bu çok doğru bir bilgidir, omurilik ve beyin hücrelerinin enerji kaynağı glikozdur. Ama vücut gereksinim duyduğu o glikozu yağdan da, proteinden de kendisi üretmeyi becerebiliyor.

Eğer çok fazla miktarda şeker yemişsek vücudumuzda gereğinden fazla insülin salgılanır. İnsülin o şekeri hemen alır ve vücudun bir enerji açığı varsa kısmen enerjiye dönüştürür, geri kalan şeker ise yağa dönüşür. Dolayısıyla sizin yediğiniz şeker vücudun değişik bölgelerinde yağlanmalara sebep olacaktır. Ama insülin salgılanırken bir de leptin denilen tokluk hormonu salgılanır. Dolayısıyla belli bir miktar glikoz yedikten sonra vücut “Pes”, “Artık yeme!” der ve doygunluk hissetmenizi sağlar. Yani hiç olmazsa şekerin glikoz bölümü bir derecede tokluk yarattığı için daha fazla şeker yemenizin de önüne geçmiş olur. Şekerin ikinci bölümü olan fruktoz ise; insülin salgılatmadığı için tokluk hissi de yaratmaz. Dolayısıyla sınırsızca yiyebiliriz. İşte bu çok tehlikeli. Fruktozun günde 15 gram kadarı vücudumuzda değişik kimyasal süreçlerde kullanılabiliyor. Eğer bundan fazla fruktoz alınırsa karaciğerde trigliserite dönüşür. Trigliserit kan yağıdır. Hem karaciğer yağlanmasına, hem damar sertliğine, hem de vücudumuzun yağlanmasına yol açar. Amerika’da son 30–35 yıldır ortaya çıkan obezite salgını, meşrubatların, bisküvilerin, dondurmanın ya da diğer tatlıların mısır şurubuyla, yani fruktoz ağırlıklı üretilmiş olmasına bağlanıyor.

Bizde de durum Amerika ile aynı olmaya başladı çünkü baklava şerbeti bile artık mısır şurubundan üretiliyor. Böylece eskiden baklavayla şişmanlamamızdan daha fazla şişmanlamamız sağlanmış oldu sağlıklı zayıflamayı bırakın sağlığımızı da kaybetmiş olduk.

Sağlıklı Zayıflama-MeyveMeyvedeki fruktoz masum mu?
Doğal sözcüğüne aldanmamalıyız. İster dondurmadan ister elmadan alın, fruktoz fruktozdur. 15 gramdan fazlası alındığında yağa dönüşür, kolesterolü oksitleyerek damar sertliğine yol açar. Ama yine de meyvenin meyve suyuna üstünlüğü vardır. Meyve suyunda hiç posa bulunmadığından, fruktoz tümüyle emilirken, meyvedeki posa fruktozun hiç değilse bir bölümünün emilmesini engellemektedir. Ama posada meyveyi tümüyle masumlaştırmamaktadır. Yani siz fazla meyve yiyerek kendinize iyilik ettiğinizi düşünüyorsunuz ama bir avuç trigliserit elde ediyorsunuz.

Sağlıklı Zayıflama da trigliseritin önemi nedir?
Kolesterol masum bir maddedir. Ve bütün hormonlarımızın hammaddesidir. Kolesterol olmazsa hormonlarımız olmaz. Nitekim sıfır beden mankenlerimizin kolesterol almadıkları için hormonları çok azalır ve adetten kesilirler. Ve maalesef tamamen sağlıklarını kaybederler. Anne sütü o yüzden kolesterolden zengindir. Doğa kendi kendine zarar vermez.

Çocuğun kolesterole ihtiyacı var ki anne sütünde de kolesterol var. Ama eğer siz kolesterolün oksitlenmesine yol açarsanız o zaman damar sertliği olur. Dolayısıyla kolesterolün kendisi zararlı değil, oksitlenmiş kolesterol zararlıdır. Kolesterolü oksitleyen dört madde vardır ve bunlardan biri de fruktozdur.

Çoğu beslenme uzmanı meyve ve sebze serbest diyor fakat öncelikle meyve ve sebze aynı satıra yazılmayı hak etmiyor. Meyveden almak istediğimiz tüm antioksidanlar, vitaminler ve mineraller sebzede de var. Hâlbuki meyvede, sebzeden farklı olarak oksitleyici şeker de mevcuttur.

Öyleyse ne kadar meyve yiyebiliriz?
Meyveleri, az, çok ve orta şekerli diye, tabii ki geçişler var ama kabaca üçe bölmemiz mümkün. İlkbahar meyveleri, kiraz, vişne, erik, kayısı bir dereceye kadar az şekerli meyveler arasına giriyor ve başka hiçbir şeker tüketmediyseniz, yani hiç pasta kek yemediyseniz, çayınıza, kahvenize şeker katmadıysanız, günde 400 gram bu meyvelerden yiyebilirsiniz. Elma, armut, şeftali, portakal mandalina orta şekerli meyveler sınıfına giriyor. Bunlardan da 300 gram yiyebilirsiniz. Ama yine çayınıza, kahvenize hiç şeker koymamış, sabah kahvaltıda bal ve reçel yememiş olmak koşuluyla. Eğer yediyseniz onları da bu miktardan düşmek gerekir. İncir, muz ve üzüm gibi çok şekerli meyvelerden ise günde en fazla 200 gram yiyebilirsiniz. Yani yaklaşık olarak 3–4 incir, bir muz gibi.

Peki, karpuz ve kavundaki şeker oranı nasıldır?
Birçok diyetisyene sorduğumuz zaman, sağlıklı zayıflama adı altında beyaz peynir ve karpuzla öğlen yemeği yiyebilirsiniz der. Fakat bu yapılmaması gereken yanlış bir öğündür.  Çünkü beyaz peynirden aldığınız kolesterolü karpuzdan aldığınız fruktozla oksitleyerek damar sertliğine yol açmış oluyorsunuz.Karpuz en fazla 400 gram, yani bir dilim yenmelidir. Fazlası sağlığa zararlıdır.

Sağlıklı Zayıflama da neden kadın-erkek ayrımı vardır?Sağlıklı Zayıflama
Kadının metabolizması farklıdır. Bunun %100 şu nedenle olduğu söylenemiyor. Ama kadınlarda daha düşük orandaki alkolün karaciğerde hasara sebebiyet verdiği saptanmış durumda. O yüzden Dünya Sağlık Örgütü, üst sınır olarak erkeğe günde 20 gram alkol önerirken, kadına 10 gram alkol öneriyor.

Önerilen dozun her aşıldığı durum ciddi bir darbe vurur karaciğere o yüzden bu sınırı dikkate alın. Her gün yarım kadeh kırmızı şarap sağlığınıza olumlu etki sağlar. Rahatlatır, sonra antioksidan kaynağı olarak çok önemlidir. Alkolün sınırlarını bilip o sınırlara özen gösterirseniz, şaraptan veya rakıdan korkmanız gerekmiyor. Ama sınırınızı bileceksiniz.

Peki, içkinin fazlasının vücuda etkisi nasıldır?
Bir kere kalorisi yüksek olduğu için kilo fazlalığı yapar. Yani bütün o şişmanlığın getirdiği olumsuzlukları yanında taşır ama her şeyden önce karaciğeri zehirler ve karaciğer yetersizliğine neden olur.

Sağlıklı zayıflayalım derken yanlış ve yanıltıcı bilgilerle yaptığımız diyetler sağlığımıza daha çok zarar vermeye başladı. Zayıflamak istiyorsanız öncelikle bir uzman yardımıyla yapmayı deneyin, kapsamlı bir kan tetkiki ile vücudun kas, yağ ve su oranları öğrenilerek diyete başlanmalıdır.

İnka Diyet olarak, sağlıklı zayıflama yöntemleri ve teknikleriyle kilo vermenize destek oluyoruz. Fakat İnka Diyet olarak öncelikli olan kilo vermeniz değil sizin sağlıklı olmanızı prensip olarak kabul ediyoruz. Sağlıklı ve zayıf olmanıza ve hayatınızın geri kalanına sağlıklı yaşayan ve beslenen bireyler olarak devam etmenize yardımcı oluyoruz. Siz de bu konuda destek ve yardım almak istiyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir